Bedri Rahmi Eyüboğlu – Sana Büyük Şehirlerden Bahsedeceğim

bedri_rahmi_eyuboglu12

Büyük şehirlere bağlanma,
öyle bir şehre yerleş ki,
küçük olsun fakat bizim olsun.
sokaklarında tanımadık yüz,
ensesine şamar atmayacağın kimse dolaşmasın.
her ağacına elin,
her karış toprağına terin değsin.
ve kuytu evlerden birinde
senden habersiz ölenler olmasın.

Kudret Çat – SENİ ARAR SENİ SÖYLERİM

079 (2)

pecenek göllerinde yüzer ördeğim kazım
çalar yine efkarlı dertli de garip sazım
ışık tutsun tarihe mısralarda bu sözüm
seni arar seni sôylerim bende güzelim

söğüt dalları salkım salkım yüklü gazelim
gölgesine uzanır da kafamı dinlerim
haykırır avaz avaz dağı taşı yıkarım
seni arar seni söylerim bende güzelim

dilerim yalan dünyada bıktırmaz nazların
ata ata kahi baharında kahi yazın
perde perde dile gelir sana sevdam özüm
seni arar seni söylerim bende güzelim

kara bahtıma ışık pırlanta yıldız gözün
gönlümdeki vatan sevdama dem hilal kaşın
tel tel okşayıp koklamak için güzel saçın
seni arar seni söylerim bende güzelim

hasretinle coşkun bak der KUDRET göz pınarlarım
sen dile ben Ferhat olur dağları delerim
aşkınla bir Mecnun olur çölleri elerim
seni arar seni söylerim bende güzelim

Adnan Yücel – yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek

adnan yücel

yağmura susamış sabahlarda çoğalır,
törenlerde dikilirdik burçlarınıza
türküler söylerdik hep aynı telden,
hep aynı sesten, aynı yürekten

o sevda ki bizde bir murattır,
yılgınlığa karşı direnci söyler
hep aşkla temizler yüreklerimizi,
dudaklarımızda kirlenmez türküler

ey aç bebelerin, dirençli çocukları
ey bir sesin yankısında kalanlar
ey terini toprağa katan ustalar
ey bağrımıza bastığımız deli sevda

siz ki anlardınız o aşkın dilinden
uzakta olsa bir umut adına
siz ki bilirdiniz coşkuyla sevmesini
gelecek uğruna ölürcesine

kızgın bir demiri dövercesine
ve tarihin en güzel yapraklarını
güneşin parmağıyla çevirircesine
siz bilirdiniz sevmesini

zora direnirken yüreklerde söylenen
o büyülü şarkılar sustu bilinsin
ve hatta demiri çürüten bilekler
mühürlendi gün ve güneş denilsin

sis de bilirsiniz o kır çiçeklerini
özgürlük renginde sevgiyle açarlar
hangi rüzgar dağıtırsa dağıtsın
düştükleri yerde yeniden çoğalılarlar

sabrın çiçeklerini açtığı yerden
asla kapanmaz yaşanan defter
çünkü tarihin en güzel yerinde
son sözünü hep direnenler söyler

Fikret Terzi – ÇOCUKLARI AĞLATMAYIN… 1

031

Savaşların ağlattığı tüm Çocuklara…

Bir çocuk ağlıyor Filistin’de;
Yürekleri dağlıyor mu çığlıkları!
Hıçkırıkları Paris’ten duyuluyor mu!
İçi acıyor mu Londra’daki bir annenin!
Zürih’te hangi babanın canı yanıyor!
Alevler yakıyor mu New York’taki çocukları da;
Berlin’deki, Lozan’daki,Tokyo’daki?!

Çocukların gözleri sel;
Filistin’den acı yayılıyor havaya!
Soluyabiliyor mu dünyanın tüm çocukları?
Ciğerleri yanıyor mu insanlığın?
Zehirli gazdan gözleri yaşarıyor mu?
Moskova’da, Atina’da, Nice’de, İstanbul’da?!

Çocuklar ağlıyor Filistin’de:
Analarına…
Babalarına…
O Analar Babalar ki;
Artık ağlayamayacak olan çocuklarına…

Dünyanın bir köşesinde..
Savaşın orta yerinde..
Acı ve kan gölünde..
Köln’de, Lüksemburg’da, Şam’da bir çocuk ağlasa;
Gazze’deki, Bağdat’daki, Şam’daki, Kandahar’daki tüm çocuklar da ağlar…
Ve onlar Kudüs’ten, Kerkük’ten ölümü hissederler;
Bir bomba düşse Rio’ya, Lizbon’a, Pekin’e, Hiroşima’ya…

Eyvah!
Bir füze daha atıldı Filistin’e..
Peki sizin;
Kaç çocuğunuz daha ağlıyor şimdi ülkenizde?!…

Ocak 2009

Fahriye Gözen

106

“Adına dizeler, destanlar yazdım.
Yittiğin toprakları bir bir aradım.
Toyluğuna, gençliğine doyamadığım
özgürlük diye diye namerde mi çattın?

Dağ, taş, ova, bayır bugün gezerim.
Derdime acılar, dertler eklerim.
Dostlar, aklın yiter gel, etme derler.
Sensiz aklı, fikri gayrı neyleyeyim.”

Hasan İzzettin Dinamo – Yirmi Birinci Yüzyılın İnsanlarına – I

hasan izzettin dinamo

Bir Eyüp sabrıyla bekledim
Sabahı olmayan gecelerde.
Gül dalları yerine demir çubuklar vardı
Münzevî-münzevî pencerelerde.

Dört uzun yıl boyunca
Dışarda koskoca bir doğa
Baştan çıkaran kokularıyla
doldurdu yolları.
Her bahar göğün kapılarında
Şarkılar okudu tarla kuşları.

Apak bulutlar geçti habersiz
Âşıklığımdan, şairliğimden,
Bahar yağmurları bensiz yağdı
Ebemkuşağı açtı bensiz.

Bir Eyüp sabrıyla bekledim
Gübreliğinde günlerimin,
İnsanlar olmadı farkında
En küçük hünerimin.
Ne de bir kimsenin haberi oldu
varlığımla yokluğumdan.
Yalnız, bir bahar sabahına benzeyen çocukluğumdan
Ebemkuşakları gelirdi
eğlendirmek için beni,
İçinde çırılçıplak çimdiğim dereler
Söylerken kulağımın dibinde ninni
Bir bahar sabahı gibi güzel çocukluğumun
Kırık beşiğine başımı koyar
Uyanmadan günlerce uyurdum.
Umudumu, dudaklarında büyük türküler
Ellerinde gelincik desteleri
karşımda bulurdum.

Öğrenme
istemem
bir Eyüp sabrı nedir
torunlarımın torunu.
Say ki dedelerin bir masal yaşadı
Say ki acılar masaldı,
Öttür ölümsüzlüğe doğru borunu!

Orhan Veli

orhan veli kanık

Handan, hamamdan geçtik,
Gün ışığındaki hissemize razıydık;
Saadetinden geçtik,
Ümidine razıydık;
Hiçbirini bulamadık;
Kendimize hüzünler icadettik,
Avunamadık;
Yoksa biz…
Biz bu dünyadan değil miydik?

ECE AYHAN – MOR KÜLHANİ

ece ayhan6

1.Şiirimiz karadır abiler

Kendi kendine çalan bir davul zurna
Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan
Taşınır mal helalarında kara kamunun
Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir

Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

2.Şiirimiz her işi yapar abiler

Valde Atik’te Eski Şair Çıkmazı’nda oturur
Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür
Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta
Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir

Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler

3.Şiirimiz gül kurutur abiler

Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın
Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga’ya kaçan
Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu
Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir

Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler

4.Şiirimiz erkek emzirir abiler

İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister
Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun
Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla
Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir

Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler

5.Şiirimiz mor külhanidir abiler

Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz
Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde
Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle
Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir.

Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler

6.Şiirimiz kentten içeridir abiler

Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir
Bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla

Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?

Turgut Uyar – ŞİMDİ BİR ÜRÜZGÂR GEÇER

turgut uyar

Bana yollardan bahsedin artık,
Büyüsün yalnızlığım.
Bir kadın ve bir gecelik sarhoşluğun peşinde
Ölüme benzer duraklardan…
Şimdi bir garip ürüzgâr geçer bilir misiniz?
Perdesiz, yataksız, ateşsiz
Saplı’nın hanındaki kavaklardan…

Halbuki ben yıldızlara bakanda
Ağlamalıydım.
Bulutlar bir yeşil, bir beyaz öylece
Kalbimde bir üzüntü kimsesiz, ürkek
Tatlı baş dönmelerine benzer bir gece
Sonra bir eski şarkı hatırlar gibi
Bir ses, yabancı ve güzel, uzaklardan..

Herkes kendi hürlüğünde ölmeli
Ölmek, ölmekse.
Asırlarca evvel bu dünya
Başka insanlarındı.
Kardeşçe uzatıyorum yanaklarımı, işte
İnsanca ateşler almak için
Gelip geçtikçe öpen dudaklardan…

Şimdi bir ürüzgâr geçer kavaklardan
Saplı’nın hanındaki.
Hancı ısınır, yolcu üşür yalnızlığında,
Bir uzun iç çekiş büyür dağlara doğru
Bu son gecesidir artık ağladığımın,
Bırakın yeniden üzüleyim
İçimdeki yıllanmış meraklardan.

İrfan KÖKTEN – DİZE Mİ GELİR ONURLU İNSAN?

b-f215

Elleri paslı,
avuçları nasırlı,
midesi boş diye,
dize mi gelir
onurlu insan?

Sırtın da yırtık ceketi ile karanlık sokakta ışık ararken,
yalan sözlere kanmayıp kelepçe vurulur bileklerine…
Buz gibi demir kesilir yüreği gözlerin buğusu çözülür.
Zindandan korkup dize mi gelir onurlu insan?

Ne yalandan ürker,
ne de doğruluktan vazgeçer.
Başı dik boyun bükmeden,
ölüm olsa da payı ,
payını alıp gider onurlu insan…