HÜSEYİN HAYDAR – DOĞU TABLETLERİ – Yirmi Sekizinci Tablet – Fedai

hüseyin haydar5

Dalından düşen nar gibi değil
Savrulup dağılan akça kar gibi değil
Korkunun dolunay olduğu gecede,
Sönmüş ocağa çakmak gibi çakar.
Doğduğu gün ölen kimdir, öldüğü gün doğar,
Kimdir dağılan kardeşleri avucunda toplayan?
Aşıyor şimdi kendini kendi hükmüyle.
Çıplağım: Gömleğim, kefenim yok!
Göbekbağım da yoktu, ciğerlerim kurt ciğeri.
Ben o taşın içine girerim kılınç gibi,
Ben o ateşe dalarım çölde mecnun gibi.
Kopacak tufan için gönderildim: Adım fedai.
Canevinden cansızlara canveren kimdir,
Damarda durmayan kan gibi akar?
Kimdir, kale taşlarına vurur omuzbaşları:
Akşamları kireç yer, sabahları zindanı içer?
Adım Namık, adım Kemal, adım Ömer, adım Naci.
Yolunu yitirmiş mermi çekirdeği değil
Ben atılan kargıyım, beş bin yıllık yargı böyle:
Nefes alan bir granit, sinirleri olan bir ırmak,
Çıkar Balkan’a Kafkas’a, dökülür Kerküğe Tiflis’e.
Ey tigin külsün, ey yiğit daimsin,
Ay ile Yıldızın oğlu bilge, sen fedaimsin…
Adım Yakup, adım Cemil, adım Suphi, adım Deniz.
Aynı gönüllü atılır koyar başını araya,
Gök aydınlanır o an, aydınlanıp kalır ya
Bilinir: Sundu yine kendini bir fedai dünyaya.

Turgut Uyar

turgut uyar1

Ey kahraman deniz, ne zaman düşünsem karşımdasın
ölçüsüz yalvaçlığınla!
Ey en tatlı sevişlisi yaşamış kadınların!..
Büyük karanlık çöküyor ve hâlâ eksiklerim var benim.
Bu uçurumsuz ve deneysiz gidip gelmelerde.
“bacağıma bıçak sokuyorum. Etimin ağır ağır
düzelmesini, yenilenmesini, onun o gizli ve
kutsal savaşını hazla izliyorum. Sonra bir daha.”
Yabancı bir canın yaşarlığı hep köşebaşlarında,
doğumum, durmadan doğumum başlıyor benim…

Ey bilene bilene tükenen bıçak!..
Bir şeyler yap,
Eskimeden gökyüzünün kutlu maviliği….

SAİT FAİK – KARLI HAVA

006 (2)

Sana dostluğumu içimden söküp
Bahçene dikmeliyim.
Meyvalar bol meyvalar,
Yaz akşamları terleyen sürahilerdeki sular.
Burada; içimin sökülmüş, kurt üşüşmüş fidanlığında
Düşmanlıklarımın, hasetlerimin ve namussuzluğun
Sarışın, acı yeşil ağaçlarında
Zehir gibi bir kış akşamı
Poyrazdan masun bir kulübe göreceksin
Azizim sen, uzun bir yolculuğa çıkmışsın
Tipi birdenbire bastırmış
uzaklardan mavi fenerli bir araba geçmiş
Yakınlarda at kişnemiş
Bir süvari; şarkısını birdenbire kesip
Yıldırım gibi uzaklaşmış
Ova; alabildiğine uzak, göz alabildiğine düzlük.
Seninkisi
Senin içinden koparmadığın-
Yeniden biten, çocuk dişleri misali
Dostluğun;
Bana şimdi gelirse
Böyle bir karlı havada gelecektir.
Fakat sen emin ol:
İçinden kalorifer yanan bir Avrupa otelide
Banyolu, yatağı kuştüyü yastıklı bir oda bulacaksın.

İsmet Arslan – Erteledik

125

Taşa, toprağa, betona daldık
Yaşamı erteledik
Sulara perçin vurduk
Denizler düzenledik
Gökyüzüne binalar saldık
İşin içine daldık da daldık
Yaşamı erteledik
Masalı, romanı, şiiri erteledik
Çok kere öldük dirildik
Geleceği, geçmişle harmanladık
Sanki yaşadık

Mustafa Berçin – Başak Sarımsın

003 (3)

Diyorsun ki “senin için ben neyim”?
Benim için sen; namusum, arımsın.
Gündöndüler gibi güneşe dönen
Mümbit toprağımsın, başak sarımsın.

çeyrek asır sevgi ile hanesi
Dolar ise; kalır mı bahanesi
Kutalmış’ım, Dilara’mın annesi
Ahir-i ömrümde güzel karımsın.

Hani derler ya hep kalbin niye tek
Dengini bulursa olur bir yürek
Nikahıma girdin kocam diyerek
Beni tamamlayan öbür yarımsın.

Ezelden ebede Hükm-i İlahi
Yazılmış alnıma silmem billahi
Arada bir üzsem bile vallahi
Sen gönlüme sultan ah-u zarımsın.

Evimin neşesi külekte yağım
Sen varsın ya ondan tüter ocağım
Dört mevsim yeşeren meyveli bağım
Salkım salkım üzüm taze narımsın.

Mustafa öfkeni dindirmen lazım
Yelkenleri biraz indirmen lazım
Sarı kızı artık güldürmen lazım
Feryadım, figanım, intizarımsın.

Çanakkale 08/10/2012

Ziya Osman Saba – Nefes Almak

f036

Nefes almak, içten içe, derin derin,
Taze, ılık, serin,
Duymak havayı bağrında.

Nefes almak, her sabah uyanık.
Ağaran güne penceren açık.
Bir ağaç gölgesinde, bir su kenarında.

Üstünde gökyüzü, ufuklara karşı.
Senin her yer: Caddeler, meydan, çarşı…
Kardeşim, nefes alıyorsun ya!

Koklar gibi maviliği, rüzgârı öper gibi,
Ananın südünü emer gibi,
Kana kana, doya doya…

Nefes almak, kolunda bir sevgili,
Kırlarda, bütün bir pazar tatili.
Bahar, yaz, kış.

Nefes almak, akşam, iş bitince,
Çoluk çocuğunla artık bütün gece,
Nefesin nefeslere karışmış.

Yatakta rahat, unutmuş, uykulu,
Yanında karına uzatıp bir kolu,
Nefes almak.

O dolup boşalan göğse…
Uyumak, sevmek nefes nefese,
Kalkıp adım atmak, tutup ıslık çalmak.

Sürahide, ışıl ışıl, içilecek su.
Deniz kokusu, toprak kokusu, çiçek kokusu.
Yüzüme vuran ışık, kulağıma gelen ses.

Ah, bütün sevdiklerim, her şey, herkes…
Anlıyorum, birbirinden mukaddes,
Alıp verdiğim her nefes.

Abdülkadir Meriçboyu – YANARAK SEVMEK SENİ

a.kadir1

Beni bir dağ başında böyle yapayalnız koydular,
rüzgarlara, kuşlara, bulutlara yakın,
senin etinden, tırnağından ayrı,
senin kokundan uzak..

Benim güzelim,
benim ceylan bakışlım,
benim kafamın ateşi,
yüreğimdeki..
Mümkün mü şu anda rüzgar olmak, kuş olmak,
şu anda üç dört portakal almak, getirmek sana,
sana tuzlu badem,
kabakçekirdeği..

Şu anda hiçbir şey mümkün değil.
Şu anda her şeyden ayrı, her şeyden uzağım ben.
Şu anda sadece yalnızlık ve kahır..

Hayır, güzelim,
hayır, ceylan bakışlım,
hayır, kafamın ateşi, hayır,
hayır, yüreğimdeki..
Şu anda mümkün ve güzel olan tek bir şey var:
Yanarak sevmek seni…

Orhan Veli

orhan veli17

Handan, hamamdan geçtik,
Gün ışığındaki hissemize razıydık;
Saadetinden geçtik,
Ümidine razıydık;
Hiçbirini bulamadık;
Kendimize hüzünler icadettik,
Avunamadık;
Yoksa biz…
Biz bu dünyadan değil miydik?

ATAOL BEHRAMOĞLU – ÖĞRENDİM Kİ

ataol_behramoglu1

Öğrendim ki…
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

Öğrendim ki…
Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
Yıkmak bir dakika.

Öğrendim ki…
Hayatında nelere sahip olduğun değil
Kiminle olduğun önemli.

Öğrendim ki…
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

Öğrendim ki…
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil
Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

Öğrendim ki…
İnsanların başına ne geldiği değil
O durumda ne yaptıkları önemli.

Öğrendim ki…
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
Her işin iki yüzü var.

Öğrendim ki…
Olmak istediğim insan olabilmem
Çok vakit alıyor.

Öğrendim ki…
Karşılık vermek
Düşünmekten çok daha basit.

Öğrendim ki…
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

Öğrendim ki…
‘Bittim’ dediğin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha çok var.

Öğrendim ki…
Sen tepkilerini kontrol edemezsen
Tepkilerin hayatını kontrol eder.

Öğrendim ki…
Kahraman dediğimiz insanlar
Bir şey yapılması gerektiğinde
Yapılması gerekeni
Şartlar ne olursa olsun yapanlar.

Öğrendim ki…
Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

Öğrendim ki…
Bazı insanlar sizi çok seviyor
Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.

Öğrendim ki…
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
Bazıları hiç karşılık vermiyor.

Öğrendim ki…
Para ucuz bir başarı.

Öğrendim ki…
En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.

Öğrendim ki…
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
Kaldırmak için elini uzatır.

Öğrendim ki…
İki insan aynı şeye bakıp
Tamamen farklı şeyler görebilir.

Öğrendim ki…
Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.

Öğrendim ki…
Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar
Daha uzun yol yürüyor.

Öğrendim ki…
Hiç tanımadığın insanlar,
iki saat içinde,
senin hayatını değiştirir.

Öğrendim ki…
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.

Öğrendim ki…
Duvarda asılı diplomalar
İnsanı insan yapmaya yetmez.

Öğrendim ki…
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.

Öğrendim ki…
Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin
nereden geçtiğini bulmak zor.

Öğrendim ki…
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!

Öğrendim ki…
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

Öğrendim ki…
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil.

Öğrendim ki…
Ne kadar yakın olursa olsunlar
En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
Onları affetmek gerekir.

Öğrendim ki…
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Öğrendim ki…
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

Öğrendim ki…
Şartlar ve olaylar,
Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

Öğrendim ki…
İki kişi münakaşa ediyorsa,
Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

Öğrendim ki…
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

Öğrendim ki…
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.