Arif Albayrak (KKTC Türk edebiyatı) – BARIŞ ÇİÇEĞİ

Arif Albayrak

Sen gerçek yaradansın,
Şüphe götürmez, tartışılmaz olan.
Karşımda görebildiğim,
Her bakışımda aynaya senden çok şeyler bulabildiğim,
Dokunabildiğim özgürce,
Sevebildiğim.
İhmal etsem de seni sevmekten bıkamadığım
Belki,
Belki senin beni sevdiğin kadar asla sevemediğim,sevemeyeceğim.

ABDULLAH TUKAY – DERTLİ DEĞİL MİYİM?

ABDULLAH TUKAY

Dertli mesul tutulur mu, müptelayım neyleyim?
Cismimle, canımla ben belâyım, neyleyim?

Neyleyim, aslım, esasım dertle kurulmuş,
Ta ezelden dertle, şevkle yaratılmışım, neyleyim?

Dertlilerin en üstünü benim, cihanda,
Çünkü, her bir derdin başı, başlangıcıyım, neyleyim?

Yok yüceliş âşığa, insanlar arasında ebediyen,
Sanki ben toprak altında bir toprağım, neyleyim?

Abdülhamid Süleymanoğlu (Çolpan) – BEN VE BAŞKALARI

Abdülhamid Süleymanoğlu

Yürü, mazlumlar tufanının öç alıcı selleri!
Gülen başkaları, ağlayan benim,
Oynayan başkaları, inleyen benim.
Hürriyet masalını dinleyen başka,
Kulluk şarkısını dinleyen benim…
Başkasında kanat var, göklere uçar,
Dallara konar, bağlarda gezer.
Sözleri sedef gibi, sesi ney gibi
Şarkısını her yerde herkese söyler.
Bende de kanat var, lâkin bağlanmış…
Bağ yoktur, dal yoktur, kalın duvar var.
Sözleri sedef gibi, sesi ney gibi
Şarkım var, onu da duvarlar dinler…
Hür olan başkaları, haps’olunan benim,
Hayvan yerine konulup horlanan benim.
(1921)

Meral Kâşif – BU SABAH (K.K.T.C edebiyatı)

f202

Bu sabah sevginle uyandım.
Tatlı, güzel bir ürperiş doğdu içime.
Bütün gün hayâlinle avunacağım,
Seni düşüneceğim…
Senin aşkının heyecanı yükseldi benliğimden.
Ne güzel seni sevmek yürekten, çok uzaklardan.
Sevdanla uyanıp, aşkınla yaşamak sılada.
Bir selâm savuracağım rüzgâra,
Özlemle dolu gurbet elinden.
Dağı taşı, denizi aşıp ulaşacak Kıbrıs’a.
Tatlı, güzel bir ürperiş doğacak içimde
Bitmez özlemin içinde Beşparmaklarda dolaşacaksın.
Şarkımızın nağmeleri dilinde, sesin kulağında
Hayâl da olsa seni karşılayacağım o ıssız sahilde
Hayatımın özü, aslı oldun benim için, ömrümün baharında.

(Şiirde Özlem, Sevi ve Umut, 1996,44. s.)

Muhammet Sadık – BAYRAM MI YOKSA MATEM Mİ?

kerkük1

(KERKÜK EDEBİYATI)

Bayram günü hasretle coşar yaralı canlar
Bayram günü bir yad ile artar heyecanlar

Bayram günü herkes arıyor dostunu yarın
Biçare ki bilmez ne gelir başına yarın

Biçare ana oğlunu bekler güzü yolda
Bilmez ki onun cismini kurtlar yedi çölde

Hani o bizim oğlumuzun türbesi nerde
Kurt yedi onu çölde o gün kalmadı yerde

Hani benim oğlum ki görünmez ona n’oldu
On dürt Temmuz’a etti tesadüf şehit oldu

Bayram mı, bu matem mi, Muharrem mi, ‘ne mi ah
Her yanda semaya çıkıyor sayhayı nagah

Kerkük dağılıp her birisi derbeder oldu
Nehp oldu bütün malları kanı heder oldu

Oldu bu aziz günleri bayramları matem
Yedikleri gamdır ki bu gün içtiği hep sem

Düşman geziyor gözlerin önünde gülerler
Süslerle bezenmiş dolaşır neşe ararlar

Sadık yeter kan ağlama her mihnete sabır et
Yaz milletin ahvalini Allah’ına koş git

Kerkük Hoyratlarında Türkçe Sevdası

ırak türkmen bayrağı

Bu menim düz dilimnen
Uydırram söz dilimnen
‘Izrayıl’a can verrem
Ölendem öz dilinmen

Alışsın

Kibrit vur mum alışsın
Baba dilin unutsa
Yavrı kimnen alışsın (Fuat Şeyh Mustafa)

Mendilimnen

Sil teriv mendilimnen
Koyılsam top ögine
Vazgeçmem men dilimnen (Debbağ Samet Bayraktar)

Telâfer gün batışı(r)

Güller dala sarışı(r)
Dilleri Türkman okur
Bu dil ona yakışı(r) (Selahattin Bayraktar)

Özdi(r) yârim

Asildi(r) özdü(r) yârim
Dünyaya degişmerem
Öz dilim öz diyarım (Fazıl Abdullah Tuzlu)

Dilden men
Kalemnen sen, dilden men
Düşman bı kem aklıyla
İster geçim dilden men (Nasıh Bezirgân)

Ay getti ilim kaldı
Altında kilim kaldı
Kırdılar kol kanatım
Hamd ossın dilim kaldı. (Cumhur Kerküklü)

Dilive

Kurban ollam dilive
Allah bir kuvvet versin
Yerli Türkmen dilive (Safiye Tahir Bayraktar)

Dilim var

Kavın iste dilim var
Asılda Kerkükliyem
Bak ne şirin dilim var(C. Hasan Müftüoğlu)

Bir dilim yar

Bir kavın bir dilim yar
İki şeyi unutmam
Bir Kerkük bir dilim, yâr

KIRGIZ TÜRK EDEBİYATI – MANAS – KÖKÖTÖY’ÜN VASİYETİ

kırgız bayrağı

Benden kalan bir misal
Örnek olsun kalana;
Sayıp koru halkını
Birliğini bozmadan
Irak ile yakını…
Çocuğa desek yeter mi
Babanın vasiyetini
Boyu Kırgız koca Yurt
Hepsi birer kara Kurt!
Adeti Kalmuk dinimiz
Kalmuk gibi kalamaz,
Kara Kırgız sonunda.
Arzumu balam sen yetiştir
Arslan Manas kardeşime…

-KÖKÖTÖYDÜN KEREEZİ

Menden kalgan bir nuska
Ülgü bolsun kalganga
Urmattap kütüp kalkını
Intımagın buzbagan
Iragı menen cakını.
Balaga aytsa cetebi
Atanın aytkan kereezi
Urugu Kırgız- ulu curt
Köpçülügü kara kurt,
Kaadabız Kalmak dininde
Kalmak boydon kala albas
Kara Kırgız zilinde
Arzımdı balam cetkirgin
Arstan Manas inime !

Ali Şir Nevai – Gazel

ali şir nevai

Bahâr boldu vü gül meyli kalmadı könlüm
Açıldı gonce vü likin açılmadı könlüm

Yüzün hayâli bile vâlih irdi andak kim
Bahâr kelken ü kitkenni bilmedi könlüm

Yüzün nezâresi de mahv ü mest idi ya’ni
Ki gül çağıda zamâni ayılmadı könlüm

Nevai gonce tilep könlüm ağzın etti heves
Eğerçi tapmadı likin yanılmadı könlüm

Onam Bo’lsaydi – Annem olsaydı (Özbekistan edebiyatı)

Göğsümde göveren lalem
Kirpiğime taş asan jalem
Ap ak gülüm, Ey şirin nalem
Yüreğimin parçası balam
Annem ölmüş deme, yanındayımdır
Damarında akan kanındayımdır.
Kırlara çık
Kırlar hoş, handan
Göklere bak, gülüyor asuman
Yanındayım, hem de canındayım
Bugün başını okşuyor zaman
Annem ölmüş deme, yanındayımdır
Damarında akan kanındayımdır.


Yarım gönlüm kanla dolsaydı
Çocuk kalbim görmek için yansaydı
Saçları ak, hasta olsa da
Aranızda annem olsaydı…

Gözyaşı idim, genç kalıp gittim
Gözlerimde yaş kalıp gittim
Genç çocuk gibi şımarıp söyledim
Aranızda annem olsaydı…

Annesi var (olanın) gönlü ayda mı?
Eğlencede ya da düğünlerde mi?
Son defa son yerde mi?
Aranızda annem olsaydı…

Evlatların düğününü görmemiş
Torunların boyunu görmemiş
Hiç olmasa kırka girmemiş
Aranızda annem olsaydı…

Yarım gönlüm kanla dolsaydı
Çocuk kalbim görmek için yansaydı
Saçları ak, hasta olsa da
Aranızda annem olsaydı…