BAKİ – Gazel – Cânâ

baki

Ezelden şâh-ı ışkun bende-i fermanıyuz cânâ
Mahabbet mülkinün sultân-ı âlîşânıyuz cânâ

Sehâb-ı lütfün âbın teşne-dillerden dirîg itme
Bu deştün bağrı yanmış lâle-i nu’mânıyuz cânâ

Zamane bizde cevher sezdügiçün dil-hırâş eyler
Anunçun bağrumuz hûndur maârif kânıyuz cânâ

Mükedder kılmasan gerd-i küdûret çeşme-i cânı
Bilürsin âb-ı rûy-i mülket-i Osmânîyüz cânâ

Cihanı câm-ı nazmum şi’r-i Bakî gibi devr eyler
Bu bezmün şimdi biz de Câmi-i devrânıyuz cânâ

Vezni: (Mefâîlün/Mefâîlün/Mefâîlün/Mefâîlün)

Günümüz Türkçesiyle:

1.Ey sevgili! Aşk pâdişâhının ezelden ferman kölesiyiz. Sevgi ülkesinin yüce şanlı sultanıyız.
2.Bağış bulutunun suyunu, susamış gönüllerden esirgeme. Bu çölün bağrı yanmış gelinciğiyiz, ey sevgili!
3.Zamane, bizde cevher sezdiği için gönlümüzü tırmalar. Ey sevgili, onun için bağrımız kandır; biz maarif madeni ocağıyız.
4.Ey sevgili! Gam tozu can çeşmesini bulandırmasın. Bilirsin, Osmanlı ülkesinin yüzsuyuyuz (şerefiyiz).
5.Cihanı nazmımın kadehi, Bâkî’nin şiiri gibi devreyler. Bu mecliste şimdi biz de zamanın Câmî’siyiz, ey sevgili!