MEHMED AKİF ERSOY – HAKKIN SESİ’nden

mehmet akif ersoy121

Üç beyinsiz kafanın derdine, üç milyon halk,
Bak nasıl doğranıyor? Kalk, baba, kabrinden kalk!
Diriler koşmadı imdadına, sen bari yetiş…
Arnavudluk yanıyor… Hem bu sefer pek müthiş!
Tek kıvılcım kabarıp öyle cehennem kustu:
Ki hemen kol kol olup sardı bütün bir yurdu.
O ne yangın ki: ocak kalmadı söndürmediği!
O ne tufan ki: yakıp yıktı bütün vadiyi!
Âşinâ çehre arandım… O, meğer, hiç yokmuş…
Yalnız bir kuru çöl var ki, ne sorsan hâmuş!

Âşinâ çehre de yok, hiç birinin yâdı da yok;
Yakılan bunca hayatın, hani, ecsadı da yok!
Yoklasan külleri, altından, eminim, ancak,
Kömür olmuş iki üç parça kemiktir çıkacak!
Baba! En sevgili annem, o senin öz vatanın
Olacak mıydı feda hırsına üç kaltabanın?

Dedemin sürdüğü, can ektiği toprak gitti…
Öyle bir gitti ki hem: bir daha gelmez ebedî!
Ne olurdun bunu kalkıp da görseydin acaba?
“MEŞHED“’in beynine haç saplanacak mıydı baba!
Ne felâket: Dönüversin de mescid ahıra,
Hırvat’ın askeri tepsin çıkıp üstünde hora!
Bari bir hatıra kalsaydı şu toprakta diri…
Yer yarılmış, yere geçmiş şüheda türbeleri!

Nerde olsam çıkıyor karşıma bir kanlı ova…
Sen misin, yoksa hayalin mi? Vefasız KOSOVA!
Hani binlerce mefahirdi senin her adımın?
Hani sinende yarıp geçtiği yol YILDIRIM’ın
Hani asker? Hani kalbinde yatan Şah-i şehid?

Ah o kurban’ı, zafer nerde bugün? Nerde o iyd?
Söyle, meşhed, öpeyim secde edip toprağını:
Yok mudur sende MURAD’ın iki üç damla kanı?
Ah MEŞHED! O ne? Sahandaki meyhane midir?
Kandilin, görmüyorum, nerde? Şu peymane midir?
Ya harîminde yatan şapkalı sarhoşlar kim?
Yoksa yanlış mı? Hayır, söyleme, bildim… Bildim!
Basacak mıydı, fakat göğsüne Sırb’ın çarığı?
Serilip yerlere binlerce şehidin sarığı,
Silecek miydi en alçak neferin çizmesini?
Dürtecek miydi geçen, leş gibi her limesini?
Ya şu üç parçalı bayrak dikilirken tepene,
Neye indirmedi, kim çıktı bu halkın önüne?

İşte, ey unsur-ı isyan, bu elim izmihlal,
Seni tahrik eden üç beş alığın marifeti!
Ya neden beklemiyordum bu rezil akıbeti?
Hani, milliyetin İslâm idi… Kavmiyyet ne?
Sarılıp sımsıkı dursaydına milliyetine.
Arnavudluk ne demek? Var mı Şeriatte yeri?
Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri.
Arab’ın Türk’e; Laz’ın Çerkez’e, yahud Kürd’e;
Acem’in Çinliye rüchanı mı varmış? Nerde?
Müslümanlıkta ‘anâsır’mı olurmuş? Ne gezer!
Fikr-i kavmiyyeti tel’in ediyor Peygamber.
En büyük düşmandır Rûh-ı Nebi tefrikanın;
Adı batsın onu İslama sokan kaltabanın!
Şu senin akıbetin bin bu kadar yıl evvel,
Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi cedel?

Artık ey millet-i merhume, sabah oldu, uyan!
Sana az geldi ezanlar, diye ötsün mü bu çan?
Ne Arablık, ne de Türklük kalacak aç gözünü!
Dinle Peygamber-i Zîşan’ın ilâhi sözünü.
Türk Arab’sız yaşamaz. Kim ki ‘yaşar’ der delidir.
Arab’ın, Türk ise hem sağ gözü, hem sağ elidir.
Veriniz başbaşa, zira sonu hüsran-ı mübîn
Ne hükümet kalıyor ortada, billâh ne de din!

“Medeniyyet!” size çoktan beridir diş biliyor;
Evvelâ parçalamak, sonra da yutmak diliyor.
Arnavudlar size ibret olacakken, hâlâ.
Ne bu şûride siyaset, ne bu fasid dâva?
Görmüyor gittiği yanlış yolu, zannım çoğunuz…
Size rehberlik eden haydudu artık kovunuz!
Bunu benden duyunuz, ben ki, evet Arnavud’um,.
Başka bir şey diyemem… İşte perişan yurdum!…

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s