Azer Yaran – Kır Çeşitlemeleri

014

kuşluk bahçesinde serçe sürüsü
ve türküler ötüşüyor
kızların kirpiklerine tozan düşüyor
yamaçta taflana bürünmüş tütüyor baca

karadeniz’in lacivert şalına sarınıyor dağlar
evler kanaviçede yüzüyor
ansızın susuyor ezanlar
gazellerle soluyan gecede

sarışın güzün
çeçinde gülüş çekirdekleniyor
dalda fısıldıyor güneşin balı
kırılıyor deniz rüzgarıyla

ayışığının duru ipeğinde
çakalların yalpalıyor mavi alevi
usul çile soluyor uykunun derinlerinde
dere yatağında geceliyor sis
gün ağarınca ilk iş
dürüyor sisi tan aydınlığı

orada
tepeciğin platosunda
sarı badanalı okulun ahşap gönderine
kurtuluş şarkılarından bir bayrak çekiliyor
inancın ve kararın kırmızı yelkeni
seğiriyor göğün lacivert sularında

şakıyan suyu pınarın
dinlenmesiz baskı makinesi
sevincin söylediklerini basıyor
bu başarının ve gururun şiiri

söz tanrısının yıldızlar koşulu
arabasıyla geziyor gökyüzünde
samanyolu’nun mavi tozunda

bunlarsa
gaipten kırpışmalarıyla
şiir çekirdekleri
ruhun toprağında nabız atışlarıyla
günışığına doğrulmuş

büyük ırmaklara yöneliyor su
üç denizin tuzlu mavisinde
kaynak yalımıyla dile geliyor ülke
-eğer olmasaydı-
hiçbir atmosfer ve coğrafya hünerinin dolduramayacağı
özgü kara, özgü gök
dalgadaki ayar öfkedeki sükun
bu yarar aydınlıktaki

alanların şişti dilleri
çın belada kentlerin gözleri kanlı
haberlerden kan akıyor
kan uykularda
yıkıntılarda

kendi soluğunda yandı
ve bin başakta şarkılandı buğday
buzlu yürek kozasını yaktı ocağında
bahar. ve tüy değiştirdi tay
küçük asya’nın toprağında

bir meleğin
alnı değer ışıldayan tomurcuklarına
tanrısal aydınlıklar ülkesinin
ve salkımdan bin yıldız kayar
samanyolu’nun lacivert toz dökülü ekvatorunda
bu düşün erdiği yerde
çilenin bulut kalıntılarıdır okşar
erilmeyenin gölgesini

ateş cana üflendi
esrarın tarifsiz şarkısı. bozkır
bin yıllarında ıssızlığın neyleri
mavi havlı akımlarla toprakta söndü
şarkı ninniledi fitilde alevi
şarkı dinmedi

birini yazgının şimşeği dağladı
mavi isiyle
biri iblisin sirenidir göksel ummanda
gemilerimin yörüngesini incitir
biri kollardan kollara kara bantlıdır
ve biri anaç ağaçtır göğü taşır son
dallarında aşkın eriyen anılarıyla

oğulum
kapanan çiçek gibi uyudu
söndürdü cenk oyununda ışık pusatlarını
dinginliğinde yaralı kanımın uyuduğunu duydum
çiçeklenme nöbetinin burcunda
umudun soluduğunu duydum

gümüş ay
sarı yıldız kuruyor
gece eriminde taze boyalı mavilikte
alacakaranlığın karabasanları yandı
kesimevine ayak sürüdü ala öküz sarı öküz
traktör uğurböcekleriyle kırda dolandı
yıllık izine geldiler
kızlar

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s