Ozan Eray – GÜLÜM

cicek25

(Bir yiğit gurbete gitse, gör başına neler gelir…)

Yolların gurbete düştüğü yerde,
Ayrılık mühürü vurulur gülüm…
Çekilir gözüne hasretten perde,
Âşka darağacı kurulur gülüm.

Kurur göz yaşların mesafelerde,
Alışır yüreğin her türlü derde,
Bazen sevgi, bazen kine, nefrete,
Kalemin kâğıda sarılır gülüm…

Dalar çıkamazsın derin ummana,
Gücün yetmez akıp giden zamana,
Hasret çekmek acı verir her cana,
Pişer olgunlaşır durulur gülüm…

Şems-i Tebrizi

007

Sabretmek öylece durup beklemek değil
ileri görüşlü olmak demektir.
Sabır nedir?
Dikene bakıp gülü
geceye bakıp gündüzü
tahayyül edebilmektir.
Ve bilirler ki
gökteki ayın
hilal’den dolunaya varması için
zaman gerekir.

 

Resul Hamzatov – Dağlar

at

 

Bu ışıklı gök kubbenin altında
Birkaç dakikaları bile kalmış olanlar
Yüzlerce yıl yaşayacakmış gibi
Koşuşturup duruyorlar

Ve uzakta, binlerce yıllık suskunlukta
Dağlar, bu telaşçı kalabalığa bakarak
Donup kalmışlar haşin ve kederli
Sanki birkaç dakikaları kalmış gibi yaşayacak

Mustafa ASLAN – BÜLBÜL

094

Sevdan Gül’e diye mi yükün ağır A Bülbül?
Sen bülbül avazınla Dost’u çağır A Bülbül.
Sevene yol değil mi çıkmaz cığır A Bülbül?
Kanadın var uçsana,
Gözünü bir açsana,
Rabbim vermiş tâç sana,
Takınsana A Bülbül!

Kıskandı seven gönlüm sevdânızı A Bülbül!
Şeb-i Âruz’dur ölüm, ne bu sızı A Bülbül?
Güneş doğar, ısıtır en ayazı A Bülbül!
Kanadın var konsana,
Pervâne tek yansana,
Her nefesin bin sene,
Bakınsana A Bülbül!

Sevdan mı aklın aldı, Mecnûnlaştın A Bülbül?
Rûha akıl ne gerek, meczûplaştın A Bülbül?
Sedan var, kanadın var, niye uçtun A Bülbül?
Şakısana, ötsene,
Sen derdini gütsene,
Yüreğine gitsene,
Çırpınsana A Bülbül!

Bedenin var, canın var, yüksek aşiyânın var,
Sesin var, nefesin var, gönül okşayanın var,
Sevgin var, hasretin var, hafızan, nisyânın var!
Canlısın, canlansana,
Sen Cânanı ansana,
Benzer isen insana
Utansana A Bülbül!

Almaz mısın kokusun sen gülünün A Bülbül?
Duymaz mısın sesini, sen gönlünün A Bülbül?
Sesi sesten sayılmaz en ünlünün A Bülbül!
Şükrederek haline
Hamd edip ahvaline
Dikenlerin gülüne
Tutunsana A Bülbül!

Her seher her müezzin senden sedâlı Bülbül!
Secdede yükselenler, senden edâlı Bülbül!
Arılar seher ile yapar balı A Bülbül!
Gülden lezzet versene,
Arıyla bal dersene,
Secdegâha girsene,
Tapınsana a Bülbül!..

Gül yerine mecburken, hasret sensin a Bülbül!
Ya sevda serserisi, ya tembelsin A Bülbül!
Sen gitmezsen sevdiğin nasıl gelsin A Bülbül?
Ne durursun uçsana,
Gözlerini açsana,
Nasib olmuş tâç sana,
Takınsana A Bülbül!

Gül sesleniyor sana;
A Bülbül! A Bülbül…

12 Şubat 2017/ İzmir

BAHTİYAR VEHAPZADE

bahtiyar-vahabzad%c9%9912

‎17 agustos 1999 yılındaki depremden sonra AZERBAYCAN HALK ŞAİRİ BAHTİYAR VEHAPZADE’NIN yazdığı şiir

İşitince ata yurtta depremi,
Aktı yaşım, döndü başım Türkiye.
Her derdimin, her gamımın ortağı
Can kardaşım, can kardaşım Türkiye.

Var mı kaza, var mı bela bu kadar?
Seninleyiz biz ki ömür boyunca
Facianı biz uzaktan duyunca,
Gözlerimden aktı yaşım, Türkiye.

Öz hükmü var her zamanın, her anın,
Yaman günde yanındayız biz senin
Ana yurtta vatanımsan, vatanım,
Vatanımda vatandaşım, Türkiye.

Tarih boyu bu ahdimiz sarsılmaz,
Türk milleti har olmamış, har olmaz.
Her beladan Türkün beli kırılmaz.
Sen benim can sırdaşım, Türkiye

Süleyman Apaydın – Yıkın Heykellerimi

Ey milletim
Ben Mustafa Kemal’im
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim
Hala en hakiki mürşit değilse ilim
Kurusun damağım dilim
Özür dilerim
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Özgürlük hala
En yüce değer
Değilse eğer
Prangalı kalsın diyorsanız köleler
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Yoksa çağdaş medeniyetin bir anlamı
Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Yetmediyse acısı şiddetin savaşın
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh dünyada barışın
Eğer varsa ödülü silahlanmayla yarışın
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Özlediyseniz fesi peçeyi
Aydınlığa yeğliyorsanız kara geceyi
Hala medet umuyorsanız
Şıhtan şeyhten dervişten
Şifa buluyorsanız
Muskadan üfürükçüden
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Eşit olmasın diyorsanız kadınla erkek
Karaçarşafa girsin diyorsanız
Yobazin gazabından ürkerek
Diyorsanız ki okumasın
Kadınımız kızımız
Budur bizim alın yazımız
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Fazla geldiyse size
Hürriyet cumhuriyet
Özlemini çekiyorsanız
Saltanatın sultanın
Hala önemini anlayamadıysanız
Millet olmanın
Kul olun
Ümmet kalın
Fetvasını bekleyin şeyhülislamın
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
RAHAT BIRAKIN BENİ

Seslendiren: Nurlan Gasimov

Paul Eluard – Ve Bir Gülümseyiş

paul-eluard

Hiçbir zaman tam karanlık değil gece
Çünkü vardır söylüyorum işte
İşte mühür basıp onaylıyorum.

Her acının ucunda her elemin
Açık bir pencere vardır
Aydınlık bir pencere
Bir düş vardır uyanık ve nöbette
Daima bir düş vardır
Doyum bekleyen bir arzu, doyum bekleyen bir açıklık
Cömert bir yürek vardır
Uzanmış bir el, açılmış bir el
Dikkatli, uyanık gözler
Bir yaşam vardır
Paylaşmaya açık bir yaşam vardır

Aşık Veysel Şatıroğlu – Yalandır

asik-veysel4

Aldanma cahilin kuru lafına
Kültürsüz insanın kulu yalandır
Hükmetse dünyanın her tarafına
Arzusu hedefi yolu yalandır

Kar suyundan süzen çeşme göl olmaz
Gül dikende biter diken gül olmaz
Diz diz eden her sineğin bal olmaz
Peteksiz arının balı yalandır

İnsan bir deryadır ilimle mahir
İlimsiz insanın şöhreti zahir
Cahilden iyilik beklenmez ahir
İşleği ameli hali yalandır

Cahil okur amma alim olamaz
Kamillik ilmini herkes bilemez
Veysel bu sözlerin halka yaramaz
Sonra sana derler deli yalandır.

Namdar Rahmi Karatay – İşte Geldik Gidiyoruz…

016

 

Ne beklerdin, ne buldun sen yeryüzünde hey serseri?
Bilinir mi böyle yerde bir kimsenin öz değeri?
Unut artık bunca yıldır tükettiğin emekleri,

Devlet kuşu konsa bile istemem ben bundan geri,
İşte geldik gidiyoruz, şen olasın Halep şehri.

Sen pişirdin, sen yoğurdun, elin hamur karnın açtır,
Kursağına düşen en son tuzsuz, yağsız bulamaçtır,
Kimse bilmez kim kazanır bu oyunda, bu bir maçtır,

Yediğimiz ekmek aşı, içtiğimiz alın teri,
İşte geldik gidiyoruz, şen olasın Halep şehri.

Uğraşırsın, çabalarsın, parasını eller alır,
Bir gölgeye benzer umut, bir uzanır bir kısalır,
Çok umuda düşen kişi karanlıkta yaya kalır,

Bir oyuncak sanmış idik bir zamanlar koca dehri,
İşte geldik gidiyoruz, şen olasın Halep şehri.

Yüze geldi düne kadar köşesinde keyf çatanlar,
Vatansever oldu çıktı başımıza kaltabanlar,
Bizler bugün buyruk kulu, onlar ise kahramanlar,

Biz batakta köprü olduk, başkaları geçti nehri,
İşte geldik gidiyoruz, şen olasın Halep şehri.

Bir kılkuyruk gelir sana çalım satar, kafa tutar.
Birer birer toplarsın sen, o binleri birden yutar,
Binbir çeşit ezgi hergün aşımıza ağı katar,

Bir boğazı tokluğuna çekiyorsun bunca kahrı,
İşte geldik gidiyoruz, şen olasın Halep şehri.

Dinlenmeden bir gün başım gençlik böyle geldi geçti,
Olan işler yüreğimde birer birer yara açtı,
Neden sonra alık gönül karanlıkta akı seçti,

Kutlu olsun gelenlere bu uğursuz konuk yeri
İşte geldik gidiyoruz, şen olasın Halep şehri.

Orhan Veli Kanık – MACERA

orhan-veli3

 

Küçüktüm, küçücüktüm,
Oltayı attım denize;
Bir üşüşüverdi balıklar,
Denizi gördüm.

Bir uçurtma yaptım, telli duvaklı;
Kuyruğu ebemkuşağı renginde;
Bir salıverdim gökyüzüne;
Gökyüzünü gördüm.

Büyüdüm, işsiz kaldım, aç kaldım;
Para kazanmak gerekti;
Girdim insanların içine,
İnsanları gördüm.

Ne yârdan geçerim, ne serden;
Ne denizlerden, ne gökyüzünden ama…
Bırakmıyor son gördüğüm,
Bırakmıyor geçim derdi.
Oymuş, diyorum, zavallı şairin
Görüp göreceği