Can Yücel

çay

Ömür dediğimiz nedir ki ?
Çay bardakta Soğuyana dek geçen zaman.
Çayınız bardakta soğumadan
Tadıyla için.
Hayatı Soğutmadan
Sevgileri Soğutmadan
Sevdaları Soğutmadan
Dostlukları Yaşayın doyasıya
Seviyorsanız koşun ardından
Beş dakika bile duracak zaman yok.
Kırmadan , incitmeden Sevin.
İnsanı Kırmaya zaman yok.
Çayınız bardakta soğumadan
İçin çayınızı.
Hayat geçiyor,
Yaşamamak yüreklere zarar……

Özdemir ASAF

özdemir asaf12

Yüzümde hüzünden gölgeler varsa,
O hüzün yüzündendir olsa olsa.
bilmiyorum ki bu yaşamın çoğu yaşanmamışsa,
Yaşanamadığı okunur, şimdi, daldımsa.
özledikçe yalnız durup-susup baktımsa,
sorulacakken nedeni nasıl sormadımsa.
geldiğini umudumla umudla umdumsa,
geleceğini görüyor-biliyordum, anlattımsa.
o gecip gitti ora’ sına, ben göremedim, baktıysa.
derim ki şimdi, bir daha gelse de, sorsa.
sözümle, yüzümle, gözümle dedim, duysa.
bense buramda onu bekledim oysa.
yüzümde hüzünden gölgeler kaldıysa,
İçimde örülen duvardan düşmüştür, çatladıysa

ATTİLÂ İLHAN – karşılama

attila ilhan11

balkan uykularından aşırdığım
nevâkâr üzerine hanımelleri
ne yapsam aklımdan çıkaramadığım
hanende müjgân’ın âh etmeleri
bir üsküp baharına ısmarladığım
telkari bir mülâzim’le birlikte

mustafa kemal’in boz revolveri
zehir gibi susar Selanik’te
akşama sabaha hürriyet trenleri
binbaşı enver bey eli tetikte
def gibi gerilmiş manastır şehri
bütün camilerinde sala verilir

tambur karar kıldı tâhirbuselik’te
iğdeler çiçek çiçek göğüs geçirir
yıldız yanlışlıkları gökteki delilikte
hanende müjgân mevsim değiştirir
yanya kalesi’ndeki cephanelikte
bir bulgar yakalanır komitacı

yıldız sarayına şimşekler teyellenir
rumeli’de zabitler nasıl anayasacı
ufak karafaki kavun beyaz peynir
resne’li niyazi’nin gümüşlü kırbacı
makedonya dağlarında kıvılcım beslenir
dersaadet’te ateş yakmak için

Ahmet Telli

ahmet telli

Bu kadar uzak mıydı
git git bitmiyor yol
görünmüyor dağın ardı
Oysa bilmem kaç yıl
bu yollardan yürünmüş
Şimdi sanki bir masal
Bu dilsiz dağ ve taş
nerde saklar kuşları
hangi gizle sarmaşdolaş
Anlamak zor susuşları

Ahmet Oktay – Sığınak

bağça1

Kaçıp sana saklanıyorum akşam oldu mu
Sana dokununca mı denizleniyor masa
Senin avcıların mı çok hayvanları kovalayan
Sıkıntımın ormanında?

Üç beş günümüz var şuracığında
Nice oyuncağımızı kırdılar
Biz de güzel çocuklardık bahçelerde
Sularda alabalık

Azla avunmaya alıştık
Ne yapalım paramız yoksa
Şarabımız bitince yağmura çıkarız
Kim güzelleşmiyor öpüşünce.

Erkan Altay – Bahis

033

umut dolu günlerden
bahis açar mısın?
hani şu bir gün gelecek dediğimiz
güneşi en güzel günlerden
aşkın müptelası olduğumuz
bulutların tüy gibi dizileceği gökyüzünde
yürür müyüz birlikte?
akşam sefalarında şarkımızı dinleyip
füsun’lar saçılır mı yüreğimizden?
söylesene sevdiğim.
O gün bir gün gelir mi?

Kudret Çat – MECNUN’UN OLAM

kudret çat1

Dalım koptu açmadan gülüm soldu
Kalmadı umutlarım bir bir söndü
Güneşim doğmadan ufuklar battı
Esmedi rüzgar hayalim yönünden

Dünyaya ektim türlü türlü fikir
Yazarım türkçe ancak bilen okur
Ben çok garip bir kul yada günahkâr
Duam Allah’ım ayırma yolundan

İmanı terk eden yolun bulamaz
İhlaslı canlar hiç yolun kaybetmez
Aklı erenler hakkın yolundan dönmez
Her mümin haberdar hakkın gülünden

İlim irfan ahlak kullara haktan
Aşkına Leyla edip hak dedirten
Her ehli müslime yolun gösteren
Hakkın kuluyum yoluna can kurban

KUDRET ıramaz girmez başka yola
Hiç zayıflık yakışmaz mümin kula
Kılavuzum ışığım imanım ola
Hakkım Leyla’m çölde Mecnun’un olam

Tükenmez kalem
22/07/2014
Adana

Ahmet Erhan – UÇURUM

ahmet erhan1

Aklımda kayalar kopuyor, duvarlar yıkılıyor
Yüreğimde, kuruyan bir ırmağın yatağındaki boşluk
Ayak izlerimi bırakmaya çalışıyorum taşların üstünde
Kimsenin arayıp bulamayacağı bir adresim var artık

Dostlar da çekilip gidiyorlar hayatımdan
Yürüdükleri yollarda arıyorum onları,
Sevdikleri kızların gözlerinde
Kendi sularınca boğulan bir denizim ben
Kendi taşlarınca zaptedilen bir kale.

Başımı avuçlarıma alıp sıksam ne olur?
Çıkarabilir miyim beynimdeki o kara suyu?
Bir çiçek tarlasına dönüştürebilir miyim
Aylardır önünde durduğum bu dipsiz uçurumu?

YAHYA KEMAL BEYATLI – TUNA TÜRKÜSÜ

yahya kemal beyatlı4

“Bir at düşmüş dağlar gibi yanarım”
“Güzel yurdum seni her gün anarım”

Dıştan viran bağlıyım,
İçten yanar dağlıyım;
Bırakamam yad ellere
Ben Tuna’ya bağlıyım.
Kara bağrım susuzdur,
Gözlerim uykusuzdur.

Gülüm gibi coş Tuna,
Sensiz içim boş Tuna,
Akma başka denize
Can evine koş Tuna.
Beraber çağlayalım,
Geçmişe ağlayalım.

Özlerim kucağını,
Senin eski çağını,
Başkaların elinde
Gördükçe yatağını.
Seni unutur muyum?
Ben sensiz durur muyum?

Tuna, Tuna, ah Tuna!
Dalgası siyah Tuna!
Ver bir yudum suyundan,
Vermezsen eyvah Tuna.
Hep seni özlüyorum,
Yolunu gözlüyorum.