Mustafa ASLAN – BÜLBÜL

094

Sevdan Gül’e diye mi yükün ağır A Bülbül?
Sen bülbül avazınla Dost’u çağır A Bülbül.
Sevene yol değil mi çıkmaz cığır A Bülbül?
Kanadın var uçsana,
Gözünü bir açsana,
Rabbim vermiş tâç sana,
Takınsana A Bülbül!

Kıskandı seven gönlüm sevdânızı A Bülbül!
Şeb-i Âruz’dur ölüm, ne bu sızı A Bülbül?
Güneş doğar, ısıtır en ayazı A Bülbül!
Kanadın var konsana,
Pervâne tek yansana,
Her nefesin bin sene,
Bakınsana A Bülbül!

Sevdan mı aklın aldı, Mecnûnlaştın A Bülbül?
Rûha akıl ne gerek, meczûplaştın A Bülbül?
Sedan var, kanadın var, niye uçtun A Bülbül?
Şakısana, ötsene,
Sen derdini gütsene,
Yüreğine gitsene,
Çırpınsana A Bülbül!

Bedenin var, canın var, yüksek aşiyânın var,
Sesin var, nefesin var, gönül okşayanın var,
Sevgin var, hasretin var, hafızan, nisyânın var!
Canlısın, canlansana,
Sen Cânanı ansana,
Benzer isen insana
Utansana A Bülbül!

Almaz mısın kokusun sen gülünün A Bülbül?
Duymaz mısın sesini, sen gönlünün A Bülbül?
Sesi sesten sayılmaz en ünlünün A Bülbül!
Şükrederek haline
Hamd edip ahvaline
Dikenlerin gülüne
Tutunsana A Bülbül!

Her seher her müezzin senden sedâlı Bülbül!
Secdede yükselenler, senden edâlı Bülbül!
Arılar seher ile yapar balı A Bülbül!
Gülden lezzet versene,
Arıyla bal dersene,
Secdegâha girsene,
Tapınsana a Bülbül!..

Gül yerine mecburken, hasret sensin a Bülbül!
Ya sevda serserisi, ya tembelsin A Bülbül!
Sen gitmezsen sevdiğin nasıl gelsin A Bülbül?
Ne durursun uçsana,
Gözlerini açsana,
Nasib olmuş tâç sana,
Takınsana A Bülbül!

Gül sesleniyor sana;
A Bülbül! A Bülbül…

12 Şubat 2017/ İzmir

BAHTİYAR VEHAPZADE

bahtiyar-vahabzad%c9%9912

‎17 agustos 1999 yılındaki depremden sonra AZERBAYCAN HALK ŞAİRİ BAHTİYAR VEHAPZADE’NIN yazdığı şiir

İşitince ata yurtta depremi,
Aktı yaşım, döndü başım Türkiye.
Her derdimin, her gamımın ortağı
Can kardaşım, can kardaşım Türkiye.

Var mı kaza, var mı bela bu kadar?
Seninleyiz biz ki ömür boyunca
Facianı biz uzaktan duyunca,
Gözlerimden aktı yaşım, Türkiye.

Öz hükmü var her zamanın, her anın,
Yaman günde yanındayız biz senin
Ana yurtta vatanımsan, vatanım,
Vatanımda vatandaşım, Türkiye.

Tarih boyu bu ahdimiz sarsılmaz,
Türk milleti har olmamış, har olmaz.
Her beladan Türkün beli kırılmaz.
Sen benim can sırdaşım, Türkiye

Süleyman Apaydın – Yıkın Heykellerimi

Ey milletim
Ben Mustafa Kemal’im
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim
Hala en hakiki mürşit değilse ilim
Kurusun damağım dilim
Özür dilerim
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Özgürlük hala
En yüce değer
Değilse eğer
Prangalı kalsın diyorsanız köleler
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Yoksa çağdaş medeniyetin bir anlamı
Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Yetmediyse acısı şiddetin savaşın
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh dünyada barışın
Eğer varsa ödülü silahlanmayla yarışın
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Özlediyseniz fesi peçeyi
Aydınlığa yeğliyorsanız kara geceyi
Hala medet umuyorsanız
Şıhtan şeyhten dervişten
Şifa buluyorsanız
Muskadan üfürükçüden
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Eşit olmasın diyorsanız kadınla erkek
Karaçarşafa girsin diyorsanız
Yobazin gazabından ürkerek
Diyorsanız ki okumasın
Kadınımız kızımız
Budur bizim alın yazımız
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Fazla geldiyse size
Hürriyet cumhuriyet
Özlemini çekiyorsanız
Saltanatın sultanın
Hala önemini anlayamadıysanız
Millet olmanın
Kul olun
Ümmet kalın
Fetvasını bekleyin şeyhülislamın
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
RAHAT BIRAKIN BENİ

Seslendiren: Nurlan Gasimov

Namdar Rahmi Karatay – İşte Geldik Gidiyoruz…

016

 

Ne beklerdin, ne buldun sen yeryüzünde hey serseri?
Bilinir mi böyle yerde bir kimsenin öz değeri?
Unut artık bunca yıldır tükettiğin emekleri,

Devlet kuşu konsa bile istemem ben bundan geri,
İşte geldik gidiyoruz, şen olasın Halep şehri.

Sen pişirdin, sen yoğurdun, elin hamur karnın açtır,
Kursağına düşen en son tuzsuz, yağsız bulamaçtır,
Kimse bilmez kim kazanır bu oyunda, bu bir maçtır,

Yediğimiz ekmek aşı, içtiğimiz alın teri,
İşte geldik gidiyoruz, şen olasın Halep şehri.

Uğraşırsın, çabalarsın, parasını eller alır,
Bir gölgeye benzer umut, bir uzanır bir kısalır,
Çok umuda düşen kişi karanlıkta yaya kalır,

Bir oyuncak sanmış idik bir zamanlar koca dehri,
İşte geldik gidiyoruz, şen olasın Halep şehri.

Yüze geldi düne kadar köşesinde keyf çatanlar,
Vatansever oldu çıktı başımıza kaltabanlar,
Bizler bugün buyruk kulu, onlar ise kahramanlar,

Biz batakta köprü olduk, başkaları geçti nehri,
İşte geldik gidiyoruz, şen olasın Halep şehri.

Bir kılkuyruk gelir sana çalım satar, kafa tutar.
Birer birer toplarsın sen, o binleri birden yutar,
Binbir çeşit ezgi hergün aşımıza ağı katar,

Bir boğazı tokluğuna çekiyorsun bunca kahrı,
İşte geldik gidiyoruz, şen olasın Halep şehri.

Dinlenmeden bir gün başım gençlik böyle geldi geçti,
Olan işler yüreğimde birer birer yara açtı,
Neden sonra alık gönül karanlıkta akı seçti,

Kutlu olsun gelenlere bu uğursuz konuk yeri
İşte geldik gidiyoruz, şen olasın Halep şehri.

Orhan Veli Kanık – MACERA

orhan-veli3

 

Küçüktüm, küçücüktüm,
Oltayı attım denize;
Bir üşüşüverdi balıklar,
Denizi gördüm.

Bir uçurtma yaptım, telli duvaklı;
Kuyruğu ebemkuşağı renginde;
Bir salıverdim gökyüzüne;
Gökyüzünü gördüm.

Büyüdüm, işsiz kaldım, aç kaldım;
Para kazanmak gerekti;
Girdim insanların içine,
İnsanları gördüm.

Ne yârdan geçerim, ne serden;
Ne denizlerden, ne gökyüzünden ama…
Bırakmıyor son gördüğüm,
Bırakmıyor geçim derdi.
Oymuş, diyorum, zavallı şairin
Görüp göreceği

ÖZDEMİR ASAF – PAY

ozdemir-asaf12

Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.
İnanırdım saadetli yolculuklara.
Adalar var zannederdim güneşli, mavi, dertsiz.
Bütün hızımla koşardım dalgalara.
O zaman beni görseydiniz.

Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.
Beni o zaman görseydiniz
Siz de gelirdiniz peşimden.

Ama şimdi şu aksam saatinde
Son liman kendim, bu döndüğüm,
Bilmiş, bulmuş, anlamış.
Hatırımda bir vakitler güldüğüm.
Yoluna can serdiğim o kaçış.

Simdi o akşam saatinde
Donuyorum görmüş, geçirmiş, atlatmış,
Denizlerin doymayan sahilinde.

Cemal Süreya

cemal-sureyya9

 

uzaktan seviyorum seni
kokunu alamadan,
boynuna sarılamadan
yüzüne dokunamadan
sadece seviyorum

öyle uzaktan seviyorum seni
elini tutmadan
yüreğine dokunmadan
gözlerinde dalıp dalıp gitmeden
şu üç günlük sevdalara inat
serserice değil adam gibi seviyorum
öyle uzaktan seviyorum seni
yanaklarına sızan iki damla yaşını silmeden
en çılgın kahkahalarına ortak olmadan
en sevdiğin şarkıyı beraber mırıldanmadan
öyle uzaktan seviyorum seni
kırmadan
dökmeden
parçalamadan
üzmeden
ağlatmadan uzaktan seviyorum
öyle uzaktan seviyorum seni;
sana söylemek istediğim her kelimeyi
dilimde parçalayarak seviyorum
damla damla dökülürken kelimelerim
masum beyaz bir kağıtta seviyorum”

Necdet Rüştü Efe – TAKAS

cicek8

Bize her lâhza sunulsun bu kadehler dolarak,
Yaşı gözden silelim, derdi gönülden atalım.
Yatmadan sert, kara topraklara bedbaht olarak,
Gel; biraz ak, yumuşak kollara mes’ut yatalım.

Bulalım şimdi melekler gibi bir körpe güzel;
Bence fani kula elbet budur en tatlı emel.
Yapalım şöyle takas: Bir gececik zevke bedel,
O, masallarda geçen, cenneti hemen satalım.

Hikmet Münir Ebcioğlu

015

 

Aşkın içimde rüya kalbimde duya duya
Yalvarırım tanrıya bir daha gelsen diye
Kaybettim mi seni ben ayıramam kendimden
Bir ses var ki içimden haykırır sen sen diye

Göstermiyor aynalar beni artık ben diye
Söyleşir hatıralar nerde eski sen diye
Kaybettim mi seni ben ayıramam kendimden
Bir ses var ki içimden haykırır sen sen diye

Ahmet Muhip Dranas

089

ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
uyandırmayın beni, uyanamam.
kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
allah aşkına, gök, deniz aşkına
yağsın kar üstümüze buram buram..