Hüseyin Haydar – Ey vatan ayağa kalk!

Hüseyin Haydar7

Güneşten doğuyor ırmak, öyle coşkun,
Öylesine istekle, kıyılara çarparak…
Halk akıyor aynı potaya, yine aynı rotayla.
Arzulu köpüklerle yanıp kıvrılarak,
Öncü yürüyor, yürütüyor ülkeyi vakarla.

Doğurdu bizi vatan, ataları da doğurmuştu.
Toplandık ay yıldızlı kubbenin altında,
Yedi yönden gelip birleştik yine, başımız dik.
Vatan, vatan, ey vatan! Kavuştur bizi.

Nasıl da yetiştik, derlenip toparlanarak,
Çıkarak karanlık taş yataklardan.
Devrimin ruhu üstüne yemin ederek geldik,
Birleşen havzaların adanmışları, biz,
Ölümü, asi başımıza taç yaparak.

Yine savaştayız, yine ayakta, aynı aşkla,
Çağrıldık büyük kararla ana ile oğul,
Toplandık karargâhta baba ile sırmalı kız.
Ateşten geçip geldik, baş eğmedik,
Vatan, vatan, ey vatan! Buluştur bizi.

Tutsaklarımız var, almadan gitmeyeceğiz,
İlk sözümüz budur, son sözümüz bu:
Duvarlarınız var, yıkmadan gitmeyeceğiz.
Eriteceğiz düşman cüretini kar gibi,
Göğsümüzde korlaşan büyük ocakta.

Yarattı özgürlüğünü, isyanın yurdunda,
Namus savaşının demir hamurundan,
Ateşli sütünden emzirdi öksüzü.
Irmaklar gibi akıp geldik, dokuz ayrı koldan,
Vatan, vatan, ey vatan! Tutuştur bizi.

Şehitler verdik, dünya nimeti tatmayan,
Tatsın diye halk, hayatın lezzetini,
Adadı kendini göklerden gelen adam.
Çiğdemli dağınla, albayrağınla, ey vatan,
Delilerinle velilerinle, ayağa kalk.
Vatan, vatan, ey vatan! Ulaştır bizi.

Rıfat ILGAZ – GENÇLİK PARKI

rifat ilgaz8

Bütün sokakları bu kentin Gençlik Parkı’na açılır
Bir sevgi ilkyaz sıcaklığında
Bir türkü yükselir uygarlıktan yana
Halktan yana emekten yana bilimden yana
Alır karamsarlığımızı götürür
Mavilikte açılır tomurcuk
Bir halı dokunur yurt güzelliğinde
Geleceğin yollarına serilir
Genç dediğin boy atmalı özgürlüğe doğru
Büyümeli yılların kısırlığında böyle dik
Gün ışırken yerini almalı en önde
Gençlik Parkı’nda coşkudan bayrak çekilmeli

Nerdensiniz yitik umutlarım hangi çıkmazda
Katılın bu aydınca şenliğe korkusuz
Tükenmiş yalanı tutsak bilimin
Susmuş ayakların sünepe ezgileri
Bütün atılımlar gerçekten yana uyumlu
Gökyüzü kızarmış gençlik ateşinden
Evrene kardeşlik getirmeli bilim dediğin
Yücelik getirmeli halkımıza mutluluk getirmeli
Çözmeli kişiyi paslı zincirinden

İşte beklediğin düş gözlerinin önünde
Uysun adımların çağının gidişine
Uysun adımların çağrısına gerçeklerin
Başının içinde ilkyaz bulutu
Altın toprak üstün yaprak
Gençlik Parkı’ndasın

(1968)
Karakılçık adlı şiir kitabından 1969
Bütün Şiirleri 1927-1991(Çınar Yayınları)

Refik DURBAŞ – PUSULA

refik durbas

Annemin öldüğü yaşı çoktan geçtim
suyun vefası ve acılar
-bir de gökyüzü
çocuklarım olsa da

Babamın öldüğü yaştayım artık
gurbeti sıla, sılası hicran
Bir de yalnızlık
arkadaşım olsa da

Rüzgârlar yazsın aşkımı

Ama gönlüm hâlâ
oğlumun âşık olduğu yaşta
-sevdanın pusulası
anılarım olsa da

İki güvercin ey ömrüm
yılların omuzuna tünemiş
biri hayat, öteki ölüm
yaşadığım olsa da

Biri Refik, öteki Durbaş aslında

Orhan Şaik GÖKYAY – BU VATAN KİMİN

orhan şaik gökyay

Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır,
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir.

Tutuşup kül olan ocaklarından,
Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
Hudutta gaza bayraklarından
Alnına ışıklar vuranlarındır.

Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır.

İleri atılıp sellercesine
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine
Şu kara toprağa girenlerindir.

Tarihin dilinden düşmez bu destan,
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı yakut olan bu vatan
Can verme sırrına erenlerindir.

Gökyay’ım ne yazsan ziyade değil,
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil,
Topun namlusundan görenlerindir.

ÖMER BEDRETTİN UŞAKLI – SON DİLEK

Ömer Bedrettin UŞAKLI

Âşıkım, dağlara kurulu tahtım,
Çobanlar bağrımı dağlar da geçer.
Günümü yıl eden şu kara bahtım
Engin gurbetlerden çağlar da geçer.

Hasretle doldurur geçtiğim yeri
Vahşi kuş sesleri, yaban gülleri.
Bazen Akpınar’a giden bir peri
İnce yollarımı bağlar da geçer.

Örtse gözlerimi sonsuz bir diyar
Mezarım dağlara kalsa da yadigâr,
Gönlümü çiğneyip geçen nazlı yar
Belki mezarımdan ağlar da geçer…

Necmettin Halil ONAN – ÖMRÜNE YAN KUZUM

Necmettin Halil ONAN

Karanlık hayatı ışıklandıran
Tutuşmuş bir kalbin alevleridir;
Kızıllık görmeyen ufku andıran
Bir yürek bahtına yansa yeridir.

Vah o boş kalbe ki aşkı tatmadı!
Ah o tat, duydukça doyulmayan tat!
Yanmanın lezzeti, acının tadı;
Yerine başkası konulmayan tat!

Ömrüne yan kuzum, bir çift göz için
Canını o korla dağlamadınsa!
Bir güzel yüz için, bir tek söz için,
Bir tutam saç için ağlamadınsa!

Necati CUMALI – ADINA YAKTIĞIM TÜRKÜLER

necati cumalı

Ne söyler bu türküler
Ay karanlık gecelerde yüzen gemiler
Sevilip sevdikten sonra
İnsan böyle yalnız mı kalır
Bahtına hatırlamak mı düşer

Ne söyler bu türküler
Bomboş ovalardan geçen trenler
Bir kere Menemen’den
Kolları kelepçeli bir adamla
Bir candarma oturdular yanıma
Manisa’da indiler

Küçüktüm annem söyledi
“Atımın adı Dilber’dir”
“İskender Bey dayımdır”
Büyüdüm neden sonra anladım
Has bahçede kör sarmaşık
Karışık güller arasına

Ben şahin değilim
Yükseklerde uçamam tek başıma
Serçe kuşu değilim
İnemem nar dalından
Pınar başına

Pencerem denize karşıdır
Oturur düşünürüm bazı günler
Seni beni mahzun eden bu haller geçer
Gün gelir herkes gibi ben de ölürüm
Bu aşk yürekten yüreğe yeniler
Bir gün ağızdan ağıza dolaşır
Adına yaktığım türküler

Mehmet Emin YURDAKUL – BENİM ÖMRÜM

Mehmet Emin Yurdaku1

Genç çağdaydım, kendimi bir dikenli yolda buldum;
Hıçkırıklar işittim, gül ve bülbül bağlarından.
Felâketler topladım, Anadolu dağlarından;
Uzun sazlı Âşıklar diyarında şair oldum.

Ezgi koydum, âhlarla, figanlarla Türk şi’rine,
Öz dilimle haykırdım, “Ey milletim, uyan!” diye;
Viran yurdun dolaştım, bir şehrinden bir şehrine;
Saç ve sakal ağarttım ben de, “Vatan, vatan!” diye.

Halim YAĞCIOĞLU – AŞK ŞİİRİ

Halim YAĞCIOĞLU

Dün gece evinizin etrafında dolaştım
Saçların gene omuzlarına dökülmüş
Yüzün aydınlık beyaz
Hiç değişmemişsin şaştım

Sonra Kapuz’u dinledim
Bal kayada parçalanan dalgaları
Sırtımı bir kiraza dayadım
Düşüncenle serinledim

Görsen yüzümü bile tanımazsın
O kadar uzaklarda kaldı ki
O kadar çöktü ki kalbim kederinle
Hatırlamazsın

Ne kadar isterdim
Sofranda yerim olsun
Tabağıma yemek koyasın
Bardağıma su
Halim diyesin canım benim canım
Ah kader kader kader
kader kör olsun

Ali KINIK – TÜRKÇE

türkiye azerbaycan bayrağı3

Türkçe çalayım sazımı.
Türkçe söyleyim sözümü.
Asya’da anayurt uyur,
Uykularda umut uyur,
Ve bozkırda bir kurt uyur,
Uykusu Türkçe

Umut Türkçe değil midir?
Ölüm Türkçe değil midir?
Ve bir yağız ozan gelir,
Sazını dizine alır,
Çalınca dağlar alçalır,
Türküsü Türkçe

Sevgiler Türkçe bilinsin.
Kavgalar Türkçe bilinsin.
Bir millet ki bilen bilir,
Gelirse şimşekle gelir,
Yalnızca Tanrı’ya eğilir,
Korkusu Türkçe